MÜZİK SESİ, BİRİNE EĞLENCE DİĞERİNE EZİYET

Tümay Mercan
Tümay Mercan

Çok yüksek sesli açık veya kapalı alan düğünleri memlekette bir çok kişinin şikayetçi olduğu bir durum. Çevreyi ne şekilde olursa olsun yüksek ses açarak rahatsız etmek zaten yasak. Barlar, kafeler  de bu tanımın içinde. Dinleyen var mı? Yok. Etrafındaki insanlara, komşularına saygı var mı? Yok.

Düğün sahipleri hayatında bir kere oluyor diye evlerinin bahçesinde veya içinde kocaman hoparlörler ile müzik yayını yaparak fütursuzca çevreyi gürültüye boğuyor. Düğün sahibi ya. O gün dünya onun için dönüyor. Başkasının hastalığı, dinlenme saati, cenazesi umurunda değil. Ama birkaç gün sonra gürültü yapan başkasının gürültüsünden rahatsız olabiliyor. Yani böyle tuhaf bir aymazlık var. Üstelik yetkili makamlardan izin aldıklarını söylüyorlar. Elbette yalan.

Zabıtanın yetkisi belli bir yere kadar ve bazen sanırım siyasi sebeplerle veya başka sebeplerle fazla müdahale etmiyor. Sadece belki bir uyarı. Hatta zabıta tarafından geçiştirildiğinizi anlıyorsunuz. Çünkü düğün sahipleri sesi kısmıyor ve zabıta kimse ile kötü olmak istemiyor. Emniyet yasa ile kendisine verilen süre sonunda müdahalesini yapıyor. Ama sonuçta saatler boyu istemediğiniz bir ses, gürültü evinizin içinde baş köşede duruyor.

Düğün sahipleri çevreye verdikleri rahatsızlık ile aht aldıklarının sanırım farkına varmıyorlar. Halbuki nişan, düğün ve çeşitli cemiyetlerin iyi dileklere ihtiyacı var. Ayrıca müzik bir iletişim aracı. Yüksek sesli müzik negatif iletişim kuruyor çevre ile.

Meskun Mahalde Gürültü Yasak

Yasa bu konuda çok açık. Çevreyi gürültü ile rahatsız etmek ve kirletmek yasak. Zaman zaman bazı durumlarda esnetilse bile belli bir saati ve desibeli var şehre göre.

Herkes gürültü kirliliğinden bıkmış ama çözüm bulunamıyor. Çözüm vatandaşın birbirine saygı göstermesi, şehirde başkalarının da olduğunun fark etmesi, kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı başkasına yapmaması.

Eskiden köylerde açık alan düğünleri olurdu. Ama köy küçük, herkes davetli ve başka eğlence olmadığı için köy birlikte eğlenir, sosyalleşir, yeni damat ve gelin adaylarına bakılırdı. Bu gün böyle bir durum yok. Şehirlerde düğün evlerinin 1. Derece yakınında köyden fazla nüfus var ve davetli sayısı çok kısıtlı hatta belki mahalleden hiç kimse düğüne davetli değil. Eğlence davetlilere, gürültü mahalleye kalıyor.

Toplu Halde Yaşamanın Kuralları Var

Şehirde yaşamanın anlamını bilmeyenler ise kural tanımıyor. Şehirler 7/24 yaşıyor ve birinin eğlence saati diğerinin dinlenme saati olabiliyor. Bu işin eğitim ve meslek ile de ilgisi yok.

Geçtiğimiz günlerde ülkemizde herkes tarafından iyi bilinen bir kurumun yönetim kurulu üyesi de aynı şekilde davrandı ve polis marifetiyle düğün sonlanabildi. Polis gelene kadar eğlence düğün sahibine, gürültü çevreye kaldı. Evde nişan düğün olmaz mı, elbette olabilir. Ama sesi bu kadar çok açıp herkesi rahatsız ederek ve uyarıları dinlemeyerek değil. Bunun adı şımarıklık, görgüsüzlük ve fütursuzluk olur.

Diyeceksiniz ki “düğün salonları pahalı”. Düğün salonu parasına gelene kadar ne kadar çok “gösteriş masrafı” yapılıyor düğün ve nişanlar için. Ayrıca her şehirde uygun yerler de var.

Şehirde yaşayıp, dağda tek başımıza yaşadığımızı sanıyoruz. Başkasını rahatsız etmek ne kültürümüzde ne de İslamiyet’ de yok. Peki bu fütursuzluk nereden kaynaklanıyor? İnsana saygısızlık, şımarıklık, görgüsüzlük ve had bilmezlikten. Çözüm kent kültürü üzerinde biraz düşünmek. İlgili resmi makamların da konuyla biraz daha yakın ilgilenmesi.

Sözün özü; İnsana saygının olmadığı yerde iyi dilek de olmuyor. Gürültünün çözümü yine insanın kendisinde ve çevreye saygısında. Sonuçta herkes kendine yakıştırdığını yapıyor.

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Tümay Mercan tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/4397104/tumay-mercan/muzik-sesi-birine-eglence-digerine-eziyet