Kocaeli Dersimliler Derneği: “Doğa talanına son verin”

Kocaeli Dersimliler Derneği tarafından dün Dersim’de uygulanan sıkıyönetimi eleştiren bir basın açıklaması düzenlendi. Basın açıklamasına Kocaeli Dersimliler Derneği Başkanı Ruhi Çelik, yönetim Kurulu üyeleri, KESK’ e bağlı sendikaların başkanları ve STK temsilcileri katıldı. Basın açıklamasını okuyan Ruhi Çelik, “Biz Dersimli kurumların devlete çağrımızdır, diyoruz ki; Kirli savaş politikalarıyla ormanların yakılmasına, doğanın tahrip edilmesine, yolların kapatılmasına derhal son verin” dedi.

HAK İHLALLERİ HAD SAFHADA 
Ruhi Çelik açıklamasına şöyle devam etti: 

-“Ülkenin hızla evirildiği çatışmalı süreçle beraber Dersim’de anti demokratik uygulamaların ve hak ihlallerinin had safhaya ulaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Dersim özelinde ve bölge genelinde yaşanan çatışmalarda çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Bölgede uygulanan OHAL’le Dersim’de sıkıyönetim ilan edilirken; her gün Dersim’de yeni hak ihlalleriyle karşılaşıyoruz. Dersime dönük egemen aklın zihniyeti göz önüne alındığında Dersim’deki uygulamalarla kaygılarımız daha da artmaktadır. Dersim’de geçmişten günümüze kadar kültürümüze, inancımıza, kimliğimize yönelik saldırılarını kesintisiz sürdüren sistem tarafından, insan hak ve özgürlüklerimiz elimizden alınmaya çalışıldı. Her geçen gün baskıların dozunu artıran sistem, Dersim’i kuşatma altına alarak adeta insansızlaştırmaya çalıştı. Devletin Dersime dair önyargılı bakış açısı son dönemdeki gelişmelerle birlikte ele alındığında kaygılarımız daha da artmaktadır. Dersim’de yolların keyfi olarak betonlarla kapatılması, ormanlarımızın yakılması, dağlarımızın bombalanması, uzun süredir yapılan barajlarla Dersimin sular altında bırakılma çabası ve doğa tahribatına yönelik planlamaları aynı aklın ürünüdür. Bu akıl çatışmalı süreçle birlikte plan ve projelerini, hile ve entrikalarla uygulamaya koymaktadır.

KORKU İMPARATORLUĞU YARATILIYOR

Yasak bölge uygulamalarıyla arıcılık ve hayvancılıkla uğraşan insanlarımızı zor durumda bırakmaktadır. Yollarda uygulanan kimlik kontrolleri ve getirilen yasaklamalarla seyahat özgürlükleri kısıtlanmaktadır. Daha önce 90’lı yıllarda köylerin yakılmasıyla başlatılan sürgün süreci bugün de aynı politikalarla yeniden Dersim coğrafyasında hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. OHAL, bu halle, uygulanan baskılarla Dersim halkına gözdağı verilmektedir. Yasak bölge ilanlarıyla bir yandan bölgemiz ateş topuna çevrilirken diğer yandan askeri operasyonlarla dağlarımız bombalanarak, ormanlarımız cayır cayır yakılıyor. Özellikle bölge halkının hayvancılıkla uğraşan kesimi büyük bir sorun yaşamaktadır. Bütün bu gelişmeler Dersim’de, yeniden korku imparatorluğu yaratmaya yönelik gizli çalışmaların yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bu planı boşa çıkarmak ve engellemek bizlerin ellerindedir. Dersim’de sosyal kültürel ve ekonomik faaliyetler tamamen bitmiş bir durumdadır. İnsanlar köylerine çıkamıyorlar ve üretim yapamaz bir durumdalar. Siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri üzerinde baskılar artarak devam ediyor. Sanatçılar Dersime dair hiçbir sanatsal ve kültürel faaliyet yürütemiyorlar. Demokratik kitle örgütleri üzerindeki baskılar aynı şekilde artırılmaktadır. Çok sayıda insanımız kadın, genç, yaşlı, demeden gece yarısı ev baskınlarıyla gözaltına alınarak tutuklanmaktadır.

AKADEMİSYENLER GERİ DÖNSÜN

Her yıl geleneksel olarak Dersim’de yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali bu yıl yaşanan çatışmalar ve uygulanan OHAL nedeniyle istenilen düzeyde yapılamamıştır. Dersim’e dair sürekli dedikodularla halk tedirgin edilmekte ve Maraş Terolar’da yapılmak istenen İŞİD kampının Dersim’de de yapılacağı iddiası gündemdeki sıcaklığını koruyor. Ayrıca “İŞİD Dersim’e saldıracak” vb söylemler aslında gelecek için Dersim üzerine planlanan yeni saldırıların alt yapısını oluşturmaktadır. Medya üzerinden kullanılan ırkçı faşist dil ve söylemler devletin istem ve taleplerine denk düşen söylemlerdir. Bunlara inanmamalıyız ve duyarlı olmayı sürdürmeliyiz. Dersim defalarca saldırılara maruz kalmış ve her defasında Dersim halkı saldırıları boşa çıkarmıştır. Geçmiş yıllarda yaşadığımız acı tecrübelerden biliyoruz ki devletin bu politikalarına karşı bizler yan yana, omuz omuza olmazsak daha çok acı yaşarız ve gözyaşı dökeriz. Geçmişte büyük acılar çeken biz Dersimliler yeni dönemde aynı acıları yaşamak istemiyoruz. Bölge illerinde yaşanan yıkım ve acılar vicdanımızı yaralıyor ve yüreğimizi kanatıyor. Bilim insanlarının üniversiteden koparılmış olmalarını asla kabul etmiyoruz. Ülkemizin, İlimizin aydınlık yüzleri olan Kocaeli Üniversitesi Akademisyenleri şahsında Üniversitelerle ilişkisi kesilen Akademisyenlerin işlerine geri dönmelerini istiyoruz.

HALK BİRBİRİYLE SAVAŞMAK İSTEMİYOR

Toplumu giderek geren Fetö ile ilişkilerinin ne olduğuna bakılmadan, Kesk’e bağlı sendika üyelerinin açığa alınma girişimlerinden, hükümeti vazgeçmeye çağırıyoruz. Hemen yanı başımazdaki Karakoçan'da yüzlerce hektarlık ormanlar ateşe verilerek ve bölge bombalanarak yakılmaktadır. Peri Vadisi aynı şekilde yapılan HES’lerle insansızlaştırılıp kültürü ve inançlarıyla birlikte yok ediliyor. Yine Cerablus işgali ve Rojavayı işgal etme tehdidi; halkın iradesiyle seçilmiş belediyelere kayyum atanması, basına yönelik yasaklamalar ve gözaltılar asla kabul edemeyeceğimiz uygulamalardır. Bu uygulamalara karşı emek ve demokrasi güçleri daha fazla dayanışma içerisinde olmalıdır. Dersim kurumları olarak bizler, yaşatılmak istenen bu şiddet sarmalına dur demek ve Dersim’de yaşananları dünya kamuoyuna duyurmak istiyoruz. Bizler şuna inanıyoruz ki coğrafyamızda sürdürülen savaşın hiç kimseye yararı olmayacaktır. Ormanları yakarak, doğayı yok ederek, yolları kapatarak istediğiniz sonucu elde edemezsiniz. Bilinmelidir ki halklarımız birbirileriyle savaşmak istemiyor, kardeşçesine barış içerisinde bir arada, ötekileştirilmeden birlikte yaşamak istiyorlar. Savaş ve şiddette ısrar etmek coğrafyamız için büyük bir tehlikedir ve coğrafyamızın yok olması demektir. Biz buna izin vermeyeceğiz.

HERKESİ GÖREVE DAVET EDİYORUZ

Sonuç olarak; Biz Dersimli kurumların devlete çağrımızdır, diyoruz ki; Kirli savaş politikalarıyla ormanların yakılmasına, doğanın tahrip edilmesine, yolların kapatılmasına derhal son verin. Dersim’de geçimini tarım, hayvancılık ve arıcılık yaparak sağlayan köylülerimizin rahat bir ortamda, korkmadan yaşamlarını ve faaliyetlerini sürdürmelerine, esnafın sorunsuz ve rahat bir şekilde işyerini açmalarını sağlayın. Dersim’de devletin çeşitli kurumlarında çalışan memurların kaygılarını ve endişelerini giderin. Dersimlilerin korkmadan Dersime seyahat etmelerine olanak sağlayın. Yollara kurduğunuz beton bariyerleri kaldırın; canı istediğinde uygulanan sokağa çıkma yasağına tamamen son verilsin. Yasaklı bölgeleri yasaklı olmaktan çıkarın. Ormanlarımızı artık ateşe vererek yok edilmesine son verin. Dersim’de sürdürülen askeri operasyonlara derhal son verin. Dersimin pencerelerini dünyaya açın ve OHAL uygulamasından vaz geçin. Bir çağrımız da dünyadaki bütün insanlığadır; ülkemizde sürdürülen savaş ortamının sonlandırılması için sesimizi yükseltelim. Halkların kardeşliğini tesis etmek ve Demokratik Çözüm için harekete geçelim. Barış ve kardeşliğimizin tesisinin kendi elimizde olduğunu unutmayalım. Bu nedenle herkesi görev ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Ayşegül KALAYCI

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/haber/4408250/kocaeli-dersimliler-dernegi-doga-talanina-son-verin