Tahir Büyükakın gözlemlerim (1)

Cemalettin Öztürk
Cemalettin Öztürk

Korona virüs salgını tüm dünyayı ve ülkemizi çok derinden etkiledi…
Hayatlarımızı, alışkanlıklarımızı değiştirdi…
Çalışırken, yürürken, seyahat ederken artık daha dikkatli olacağız.
Maske takma, sosyal mesafe zorunluluğu ve sokağa çıkmama gibi kavramlarla tanıştık...

Sosyal ve ekonomik zorluk yaratan bir süreç… Haliyle alışkanlıklar da değişti…
İşyerlerindeki sosyal yoğunluğu azaltmak için esnek çalışma modeli iş hayatımıza girdi… 
Süreçten dolayı her kurum gibi Özgür Kocaeli Gazetesi Kurumu da esnek çalışma sistemiyle çalışıyoruz.
İşyerine az sayıda personel geliyoruz, geri kalanımız evde çalışıyor, sokağa çıkma yasakları konulduğu günlerde ise kâğıt gazete için değil, internet gazetemiz için haber üretiyoruz…

Eve kapandıktan sonra kendime bolca zaman ayırmaya başladım… 
İş yerinde yoğun çalışma ortamında araştırmaya pek vakit ayıramıyorum.
Korona virüs sürecinde evde kaldığım günler de zamanı çok farklı değerlendirmeye başladım…  
İşimle ilgileniyorum, bolca okuyorum, araştırıyorum…
Yaşadığım ve iyi tanıdığım Kocaeli’ni analiz ediyorum, yöneticilerimizi analiz ediyorum…
Kendi yanlışlarımı, doğrularımın, yaşantımın genel muhakemesini yapma fırsatını buldum… 

Bu süreçte siyaset sosyolojisine ilgi duymaya başladım… 
Kocaeli’ni yöneten yöneticilerimizin yönetim tarzlarını araştırdım…

Köşe konuğum olarak yönetim tarzını araştırdığım yönetici Büyükşehir Belediye Başkanı TAHİR BÜYÜKAKIN’I seçtim…

TAHİR HOCA, bu kentin büyükşehir belediye başkanı…
Şehirde yaşayan 2 milyon insandan sorumludur. Kentin şehri emini. Yani güvenilen insanı…
 
İşte TAHİR HOCA ile ilgili gözlemlerim… 

Siyaset sosyolojisi, kurumlara ve kişilere ait bir swot analizidir.
Ben böyle tanımlıyorum, başka bir ifade ile siyaset sosyolojisi, siyaset otoritesinin kurumsal bir biçimde düzenlenmesini, işlevlerini ve siyasal düzenin sosyal gelişmeler sonucu dönüşümünü” inceleyen sosyoloji alt dalıdır.
Yani gücün halktaki karşılığıdır.
Siyasetçinin yönetim stratejisi, halkla ilişkileri, yönetme tarzları, liderlik özellikleri, problem çözme yetenekleri gibi olguların ölçme değerlendirilmesidir.

Bugün farklı bir şey yapmak istiyorum…
Gazetecinin görevi, gözlem ve analiz yapmak bunlardan bilimsel sonuçlar çıkarıp okurlarıyla paylaşmaktır.
Bugün yerelde siyaset gücünü elinde tutan aktörler açısından bir ölçme değerlendirme çalışması yapacağım…
Bilimsel verilerle tabi ki.
İstatistik biliminin matematik biliminin rehberliğinde bunu yapacağız…

Kocaeli’ne baktığımızda gücü elinde bulunduran en büyük aktör Büyükşehir Belediye Başkanı TAHİR BÜYÜKAKIN’DIR…
Onun üzerinden ve diğer siyasetin aktörlerini de yeri geldiğinde anarak yerelde ‘Siyasetin sosyolojisi’ ne giriş yapalım…  
 
Siyaseti ve ekonomiyi seven bir gazeteciyim. Çoğu yazılarımı bunun üzerine temellendiriyorum.
Ama derin analiz yapmayı severim.

Tek amacım gerçeklere ulaşıp bunları ifade etmektir. Özgüveni yüksek bir gazeteciyim.
Tehdit dilini kullananlara pek pabuç bırakmam. İnandığım gerçekleri sonuna kadar savunurum…
Bunu Kocaeli halkı için yaparım...
Bireysel çıkarları önceleyen bir kimlik olmadığımı herkes bilir.

Emekli maaşım ve çalıştığım kurumda aldığım
maaşla geçinen biriyim.
Hala dolmuşla evime gidip geliyorum…
Çalıştığım kurumda yönetici- çalışan pozisyonunda iyi bir takım oyuncusu olduğumu söyleyebilirim...

Peki, neden siyasetin sosyolojisini inceliyorum? Toplumsal fayda yaratmak için...
İdeolojik faydadan medet umanların nasıl kendi eksenlerinde döndüklerini görüyorum, ben öyle değilim her kesime eşit yakınlıkta duruyorum tabi doğru olduğu sürece…

Hiç düşündünüz mü?
Biz yerelde nasıl yönetiliyoruz diye…
Ben düşünüyorum. Yerel ve merkezi
yönetimin temsilcileri yani milli egemenliği teslim ettiğimiz iktidar sahipleri bizi hangi sistemle yönetiyorlar? Yönetme tarzları nedir…

Siyaset kurumu hem toplumla hem sanayiyle hem emekle doğrudan ilişkilidir.

Kişilerin liderlik özellikleri kurdukları yerel sistemle ne kadar uyumlular?
Kurdukları yönetim sisteminin özellikleri nedir, fayda yaratıyor mu?
Kurdukları yönetim sistemi siyasetin nüfuz alanından ne kadar uzak? 
Bireysel çıkarlarla toplumsal çıkarlar arasındaki tercihleri nasıl?
Vicdanları ne kadar eriyik?
Ne kadar Allah korkusu yüklenmişler?
Ne kadar yereller?
Bizim mahallenin insanları mı?
Temsillerin de ne kadar sıradanlar?
Sıradanlık onları ne kadar yüceltiyor?

Bu konuda seçebileceğim en önemli örnek Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. TAHİR BÜYÜKAKIN…   
Yoksa başka bir anlam çıkarılmasın…

10 yılı aşkın bir süredir kendisini tanıyorum…
Kendisiyle öyle günlerce aylarca oturup sohbet etmişliğim yok. Genel sekreter olduğu dönemde Avrupa’daki çöp tesislerini incelemek için kendisiyle
4 günlüğüne Avrupa’ya gitmiştim…
Büyükşehir Belediyesi’ndeki çalışmalarında öne çıkınca kendisinin biyografisini, çalışma yöntemlerini, yönetim tarzını ve insani karakterini araştırıp okumuştum… 

Ayrıca yeri geldiğinde geçmiş dönem yönetim tarzlarıyla karşılaştırma da yapacağım...

Bir şeyi ancak başka benzer yapılarla karşılaştırarak ölçme yapabilirsiniz. İstatistik bilimi bunu söylüyor.

Tahir Hoca’yı analiz ederken büyükşehir belediyesinde kurduğu sistemle başlamak en doğru tercih olur…
Çünkü sistem, yönetimde kendi kurallarınızı tanımlamaktır.
Öncelikle geçmiş dönemde ki sistemden biraz farklı bir sistem kurdu…
Belediye başkanının tanımını değiştirdi…
Geçmiş dönemde belediye başkanlarının tanımı yapılırken daha çok halk arasında temsil ağırlama ön plana çıkardı. Hatta bu çoğu kez de eleştirilirdi. Belediyeyi bürokrasinin yönettiği algısı yaygındı.
Tahir Hoca bu algıyı kırdı…
Kurduğu sistemin merkezine kendini kişisel vizyonunu koydu.

“Ben seçilmişim belediyeyi ben yönetirim. Bürokrasi sadece bana bağlı iş üreten yardımcı bir unsurdur.
Bu aslında gerçek belediyeciliği de getirdi…”

Böylece bürokrasiyi sıkı bir kontrol altına aldı. Yönlendirilmeye kapalı olduğunun mesajını çok net verdi. Buna biz sosyolojide duruş diyoruz.

Gazeteci gözüyle gördüğüm kadarıyla kurduğu sistemin ikinci büyük ayağını yerel yönetimi siyasetin nüfuz alanından hızlıca çıkardı.


Yerel yönetimi yönetmekle siyasetin farklı şeyler olduğunu bize izah etti. Bunu da çok güzel anlattı. Kullandığı bilimsel argüman kuvvetler ayrılığıyla izah edilebilir. Yani yerel siyasetin, merkezi ve yerel unsurları bir tahterevallinin iki tarafıdır.
Dengeyi sağlayan şey çatışma kültürü değil uzlaşma kültürüdür.

Peki, tahterevallinin denge noktası yani momenti nedir. Bence işbölümü ve mesafe koymadır.
31 Mart 2019’da Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten sonra bunu da çok güzel yapıyor.
Yerel yönetimlere ders niteliğinde.
Siyasetinin nüfuz alanını belediye kurumsal kimliğinden uzak tutuyor.
Böylece kurumsal yönetim ve verimlilik artıyor…
Hiçbir siyasal unsur milli egemenliğinin üzerinde tehdit oluşturamıyor. Daha çok halka dönük bir yönetim anlayışı ortaya çıkıyor. Halka direkt dokunan yönetim anlayışı…

Kurduğu sistemin bir başka özelliği ise belediyedeki kurumsal yapıyı ikiye bölmesi...

Bir tarafta bürokrasi ilişkileri yürürken, siyasetle arasındaki bağı doğrudan kurmayı amaçlayan ve eski deneyimli siyasetçilerden oluşan bir koordinatörlük sitemi kurulmuş olması...
Bir gazeteci- yazar olarak bunu çok önemsiyorum…
Tahir Hocanın bilimsel yönetim tarzının bir yansıması olarak görüyorum.

Eski düzende belediye başkanları temsil ağırlama ile üretim arasındaki dengeyi kurmada zaman zaman bireysel zorluklar yaşıyorlardı.
Sonuçta başkanlar duyguları olan kişiler. Bazen ölçü kaçıyordu. Ama Tahir Hoca koordinatörlük sistemini şöyle tanımlıyordu:
Yerel problemleri çözerken halkla benim aramda köprü olacak sistemi hızlı hareket ettirecek bir üretim ve yönetim sistemi. Sistemin sınırlarını da çizerken koordinatörler için onlar benim gözüm kulağım olacak, ağzım ve dilim değil” diyerek ölçüyü ortaya koymuş oldu.

Koordinatör seçimlerini de bürokrasiden yapmayarak siyaset içinden yaparak hem vefa duygusunu
gösteriyor hem de siyasetin geçmişteki aktörlerine ‘siz benim için önemlisiniz’ mesajı veriyordu.

Ondan sonra her şey değişti.
Geçmiş dönem belediye başkanları ve siyasetçileri de ‘bu ailenin bir parçasıyız, bir gün bu sistem içinde bizde yer alabiliriz. Çünkü bizler önemli bir hafızayız mesajı verdiler. Uzlaşma kültürü oluştu.

 ‘Deneyimin ve liderliğin’ parayla satın alınamayacağını düşünüyorum. Bürokrasi bir yere kadar. Sistemin bir parçasını oluştururken, bürokrasiye de temsil ağırlama görevi verdi. Çünkü kişilik özellikleri ve aldığı eğitim bunun için uygundu.

Duygusal zekâsı yüksek biri olduğu için ‘ben’ kavramının yerine ‘biz’ kavramını getirdi.
Pek çok sosyal toplantı ve organizasyona kendi katılmayarak takım arkadaşlarını görevlendirdi.
Bazen genel sekreteri bazen başkan vekilini bazen koordinatörleri gördük.
Bu yerelde yeni bir şeydi.
Eski yapıda başkanlar bir organizasyon olduğunda en önde olmak için çok istekliydiler.
Bir nevi stratejiydi…
Düğün dernek nişan, tören, açılış gibi konularda TAHİR HOCA statükoyu değiştirdi.
Bazen diyorlar ya TAHİR HOCA’YI görmek istiyoruz, bu doğru değildir. Üretim için kurduğu sistemi doğru buluyorum…
Mütevazılığıyla hiçbir şeyi pazarlama stratejisine dönüştürmeyen bir tarzı var ve bunu içten yapıyor. Bir siyasetçi gibi değil bizden biri gibi.

Bir gün TAHİR HOCA’NIN basın toplantısına katılmıştım. Konuyla ilgili konuşurken(Gebze- Darıca Metro Hattının Bakanlığı devri) genel sekreterine, gösterdiği performanstan dolayı nasıl teşekkür ettiğine şahidim… Yine başka bir örnek vermem gerekirse, korona virüs sürecinde belediyeler halkı uyarmak için belediyelerin araçlarıyla halkı sokağa çıkmamaları konusunda mahalle mahalle gezerek uyarıyorlar.
Bazı belediye başkanları bu araçlara kendi fotoğraflarını yapıştırıp öyle çıkartıyorlar.
Ama Büyükşehir’in dolaşan araçlarına baktım TAHİR HOCA’NIN bir tane fotoğrafı yoktu.
Sadece yetkililer asıl mesajı, sokağa çıkmamaları mesajını veriyorlardı.
Muhtemelen kendi istemedi. Siyasete alet etmek istemediğini mütevazı davrandığını düşünüyorum.

TAHİR HOCA’YI her hafta toplu yürüyüşlerde de görmüyoruz.
Muhtemelen sporu çok seviyor yapıyordur…
Ama bunu içselleştirerek yapıyordur. Çünkü kamu kaynağını kullanmada çok titiz. Sadeliğe ne kadar önem verdiğine şahidim.
Kurduğu sistemin iletişim dili nasıl; burada da geçmiş yönetimlerden ayrıştığını görüyoruz.

Devamı yarın…

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Cemalettin Öztürk tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/4434307/cemalettin-ozturk/tahir-buyukakin-gozlemlerim-1