Korona günlerinde kişisel farkındalık

Olağan dışı günler yasıyoruz. Evde kalmak gerekiyor. Bunun hem kişisel hem de toplum sağlığı acısından kıymetli olduğu bu günlerde süreci iyi değerlendirmek de kıymetli.

Zira insanın kendiyle ilgili farkındalıkları hem kendine hem sevdiklerine hem de toplumsal yaşantıya olumlu dönüş yapabilme gücüne sahiptir. Bu yazı evde kalma günlerinde katkı sağlama amacıyla yazıldı başarırsa sevinç olur!

Bir çocuk duygusal olarak erişilebilir ebeveynlerle büyümediğinde onay bağımlılığı geliştirir. Varlığının bir aynadan geri yansıması gibi ebeveynden geri yansıması gerekir. Bu çocuğun duygu düşünce, hislerini anlamak ve karşılık verebilmek, ona hak ettiği ilgi ve sevgiyi sunabilme ve daha fazlası anlamındadır.

Bu dönemde yansıma ve yansıtılma eksikliği çocuğun benliğini oluşturmasında ciddi sorunlara yol açar. En başta kendi gücünün farkına hiç varmayacaktır. Bu durum boşlukla karşı karşıya olma halidir adeta. Varlığının yokluğunu, görünmezliğini deneyimlemedir.

Oysa çocuk için tam tersi gerekmektedir. Tam hâkim olmadığı ve tanımadığı dünyada korku içinde yetersiz ve acizdir. Kendisini güvende hissetmesi için ebeveyne ihtiyacı vardır, onun tarafından görülmeye, hislerinin tercümanlığına yani anlaşılmaya. Maalesef ki duygusal bağ kuramayan ebeveynle sadece ebeveynsizligi deneyimler. Bu ağır bir deneyimdir. Hayata güvensizliği pekiştirir.
Bu eksikliğin sonucunda çocuk bu durumdan bir çıkarım yapar. Yanlış olan kendidir. Ebeveyn değil. Ebeveyn eksik kötü olamaz. Bu ebeveynin yokluğu anlamındadır çocuk için.

Olumsuzluğu üstlenmek kendine çevirmek bir çeşit ebeveyni yüceltme, varlığını koruma eylemidir ve kendisi için güvenlik mekanizmasıdır. Aynı zamanda dayanılmaz bir acıya karsı geliştirilmiştir. O nedenle çocukta kalıcı etkiye sahiptir.

Bu durum ileri yaşlara taşıyacağı değersizlik, suçluluk duygusunun ilk kayıtlarında oluşturur. Çocuk kendince bir çözüm üretmiştir çünkü zihin neden sonuç bağlamında çalışır. Kendisi için karar alır ve doğrusunun ebeveynin istediği gibi olmak olduğuna karar verir. Kendi duygu ve düşüncelerini unutmalıdır, bir anlamı yoktur. Sonunda duygu ve düşüncelerini bastırarak yok sayma yolunu seçer. Çocuk artık ebeveyn merkezlidir. Kendi duygu ve düşüncesini yok saymakla birlikte aslında kendinin yokluğunu ilan etmiştir.

Bu hal ebeveynle ilişki kurma modelidir artık. Ancak bu ileride kuracağı yakın ilişkiler içinde model oluşturacaktır. Böylece, kendini feda eden, başkaları için yasayan çok kez de bunun farkında olmayan ama yasam karsısında büyük ödünler veren bir erişkinlik kaçınılmaz olur. Kişi başka bir ilişki bicimi tanımlayamaz. Kendini diğerinde bulma yanılsaması pekiştikçe pekişir.

Çocuklukta oluşan ebeveyne karşı ebeveyn olma sorumluluğu erişkinlikte diğer figürlere yansıtılır. Diğerinin istek, ihtiyaç ve mutluluğu önemli ve önceliklidir.

Özgüveni düşük, potansiyelini kullanma becerisinden uzak bir insan olarak tüm yasam alanları, duygusal dünya özel yasam, sosyal ve akademik yaşam bu durumdan
kaçınılmaz şekilde etkilenecektir.

Bu kişilerde görülen en önemli aksama kendi baslarına karar alamamaları da değildir. Alırlar ancak kendi gibi olmayı bilmedikleri için kendileri için doğru olanı çokta kestiremez ve değerlendiremezler. Bu da yaşamlarında bir durağanlık, yerinde sayma hali, başarısızlık, zorluklarla sık karşı karşıya kalma, ilerleyememe, huzursuzluk, öfke, kızgınlık ya da içe kapanma sekinde kendini gösterebilir

Ebeveyn bağımlılığı erişkinlikte nesne değişikliğine uğrayarak kimi zaman eş, kimi çocuk veya madde kullanımı seklinde gözlenebilir. Bu maskeli durum bazen gerçek nedeni görme konusunda yanıltıcı olabilmekte ve yaşamı çekilmez bir bunaltıya taşıyabilmektedir.

Bu yapıyı kendinde barındıran insanlar stres karsısında da daha fazla zorlanabilmektedirler. Örneğin gündemde ki virüs salgınına nasıl tepki vermektedirler?

Öncelikle bu olumsuz ortamdan en çok etkilenen arasında yer alırlar. Çünkü dış uyarılara çok açıktırlar. Bu tedbirli davranmaları konusunda ise yarayabilir diye düşünülebilir ancak genelde onun ötesine geçer. Algıda seçicilik nedeniyle kirli bilgiden çok etkilenirler ve düşünce çarpıtmaları ile korkuyu abartma, yönetememe ile karşı karşıya kalabilirler. Normalde beyin hayatta kalmaya odaklıdır tehlike durumunda seçici davranır ve hemen beynin ön lobu frontal lob (sağlıklı düşünebilen beyin bölümü) devre dışı kalır. Bu bağımlıların doğalarına en yakın olandır, daha çabuk odaklanır ve daha uzun sure orada kalma ya da takılma eğilimi gösterirler. Bu da amacı asıp kontrolden çıkan korkunun bedene zarar vermesi demektir. Bu durum virüsün verebileceği zarardan kat be kat fazla olabilir. Çünkü yoğun ve uzun suren korku kişinin tıbbi anlamıyla bağışıklık sistemini zayıflatır, birçok organ ve sistemin çalışmasını bozulabilir. Enerjisel boyutta ise organların ve bedenin frekansını yani süptil enerjisini düşürerek virüsü hayatına çekme olasılığını artırır. Daha önemlisi virüsle karşılaşırsa da onunla mücadelede zorlanır. Düşük enerji madundadır.

Burada gerekli ilk bilgi şudur; bu durumu değiştirmek mümkündür. Öncelikli bir nesneye olan bağımlılığın fark edilmesi sonrada üzerine gidilmesi, yani sıra, korku modundan çıkma kararı çok kıymetli olacaktır.

Özellikle evde kalma sürecinde hem konuyla benzerlik kuran bireylerin kendilerine, hem de ebeveyn olanlar için çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmelerine katkı sağlaması umuduyla.

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Gündem bölümünde yayınlandı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/haber/4526937/korona-gunlerinde-kisisel-farkindalik