Gönder ulan geri o takım elbiseyi…

Adem Turgut
Adem Turgut

Televizyonda Sadun Çetin ile programa başladık. Nazar değmesin, altı haftadır ben konuşuyorum, Sadun Abi sabırla dinliyor. Beni kırmıyor dökmüyor, boşluk bulursa da kendi fikrini anlatıyor.

Ekran işi zevkli ama riskli…

Canlı yayına çıkıyorsunuz, pot kırmak her an mümkün. Yazarken öyle değil. Yazının demlenmesi için vakit az ya da çok oluyor.

Diğer yandan ekrana çıkmak zahmetli. Önden ciddi bir hazırlık var. Ön konuşmalar konular falan tamam. Ama bir de görsellik var. Televizyona çıkmaya alışığım. Bolu ve Düzce’de yaptığım programlarda da, TV 41’de 2000’li yılların başında yaptığım programlarda da dudaklara parlatıcı ve yüze ışığı dengelemek için sürülen fondöten işi, en zorlandığım tarafıydı. Allah’tan bu son dönemde onu istemiyorlar. Ekrana çıkıp habire dudaklarındaki parlatıcının verdiği rahatsızlık ile konuşmak çok can sıkıcı oluyordu.

Şimdi ise sorunumuz takım elbise

***

İlk programa gittik, Şahin Turgun “İyi güzel de bu ceketlerle olmaz” dedi…

Neden olmazmış…

Çünkü, küçük ve farklı renkli kareli ceketlere kamera odaklanmakta zorlanıyor ve netlik ayarlarında sorun çıkıyor. Sürekli onunla uğraşılıyor. Sadun Abi zaten çok güzel giyinmeyi seven ve yıllardır aynı bedende olan biri. İyi de zaten rejimde olan bendenizin ceketlerinin büyük bölümü artık çok bol geliyor. İçine bir ben daha girecek. Öyle ekrana her hafta kamerayı netleyecek güzellikte bir ceketle çıkmak ise profesyonel bir iş.

Bu sıkıntı hemen çözüldü… Artık benim takım elbise sponsorum var:  Kadir&Özkan… Real’in karşısında nezih bir mekanda hizmet veriyorlar. Birçok İzmitlinin de tercih ettiği yer. Oradan gelen birbirinden kaliteli ve renkli takım elbiseleri ekrana çıkarken giyiyorum.

Takım elbise insanı bu kadar değiştirir mi?

Değiştiriyormuş. Ekrana sponsorlu çıkınca benim duruşum bile değişti. Programı izleyen eş ve dostlardan “çok yakışmış” telefonları gelmeye başladı.

***

Ben giymeyi hiç sevmesem de iyi bir takım elbise insanı değiştiriyor. Daha doğrusu insanların size olan bakışını değiştiriyor

.

Tam bir Nasreddin Hoca hikayesi: Ye kürküm ye…

Akşehir’in beyleri Hoca’yı yemeğe davet etmişler. Hoca nereden bilsin; davete, günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne hoş geldin, ne sefa getirdin diyen var. Herkes, allı pullu kıyafetlilere el pençe duruyormuş. Hoca, bir koşu evine giderek, sandıktaki işlemeli kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Az evvel hoş geldin bile demeyenler, önünde yerlere kadar eğilmişler. Hoca’yı, yere göğe sığdıramayıp başköşeye oturtmuşlar. Kuzunun en hasını önüne koymuşlar. Herkes Hoca’nın yemeğe başlamasını bekliyormuş. Hoca, bir taraftan kürkünün kolunu sofrada sallamaya, bir taraftan da “Ye kürküm ye, ye kürküm ye!” demeye başlamış.

–İlahi Hoca, demişler, kürkün yemek yediğini kim görmüş?

Hoca taşı gediğine koymakta gecikmemiş:

– Kürksüz adamdan sayılmadık… İtibarı o gördü, yemeği de o yesin

.

Neyse ki bizim itibar sadece kürkten gelmiyor. Dostlarla oturup kalkıyor ve itibar görüyoruz.

***

Önceki akşam da program öncesi Mehmet Başol’un restoranında dostlarla beraberdik. Laf döndü dolaştı. Takım elbise meselesine geldi. İki tane gerçek hikaye dinledim. İkisi de Kocaeli’nde geçiyor. Çok hoşuma gitti. İsimleri çıkarıp yazacağım ki kimse rencide olmasın, polemik çıkmasın.

***
Yıllar yıllar önce, yeni kurulan siyasi parti bir beldede belediye başkan adayı arıyor. Birini buluyorlar ve aday olması için ısrar ediyorlar. Şartlı kabul ediyor:

-Adayınız olurum ama takım elbisem yok. Bana bir takım elbise alın.

Alıp gönderiyorlar.

Ancak kısa bir süre sonra aday bir başka aday lehine çekiliyor. Takım elbiseyi alan siyasi parti başkanı telefon ediyor:

-Gönder ulan takım elbiseyi geri…

Masada kahkahalar kopunca ardından daha bir bomba geldi. Onu da yazmak istiyorum.

Uzun yıllar önce muhtarın biri bölgenin sayılı siyasilerinden birinden takım elbise istiyor. Önce oyalasalar da siyasi gel zaman git zaman vekil adayı oluyor. Bir gün programa bakıyor ki muhtarın köyüne toplantı konmuş. Çaresiz takım elbiseyi alıp gönderiyor. Muhtar çok mutlu. Takımları giymiş, vekil adayını köydeki toplantıda köylülere takdim edecek. Sandalyenin üzerine çıkıp mikrofonu almış, başlamış konuşmaya:

-Sevgili ahali…

Der demez kahvehanenin önündeki büyük ağacın üzerindeki kuşlar aşırı ses yüzünden kaçışmış. Kaçışırken de biri muhtarın üzerine pislemiş. Muhtar omuzundan göğsüne doğru akan kuş pisliğini görünce mikrofondan bağırmış:

-Ananızı …

Durumu anlayamayan köylüler pek sinirlenmiş. Kendilerine küfür edildiğini sanmışlar. Ortalık toz duman.

Güzel bir akşamdı.

***

İşte böyle…

Takım elbiseyi giymek kolay ama taşımak zor

.

Mevlana Celaleddin Rumi diyor ki:

-Nice insanlar gördüm üzerinde elbise yok. Nice elbiseler gördüm içinde insan yok…

Takım elbise işi iyi ama mesele insan olabilmekte…

Bakın çok iyi giyinmiş ama teneke gürültüsü çıkaran çevrenizde ne çok kişi var. O gürültüye kanmayın. Teneke sesidir.

İyi hafta sonları diliyorum.

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Adem Turgut tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/4561381/adem-turgut/gonder-ulan-geri-o-takim-elbiseyi