"BU HANIMA HADDİNİ BİLDİRİN!"

M.Zeki Canşi
M.Zeki Canşi

“Bu hanıma haddini bildirin” cümlesi, bize pek de yabancı değil, hafızalara kazınmış bir cümle ve sonuçları itibariyle toplumun önemli bir kesimi üzerinde travma etkisi yaratmıştır.

Peki, bu sözün sahibi kim?

Pek tabi ki, eski başbakanlardan ve şu an Rabbi ile baş başa olan CHP'li Bülent Ecevit.

Kime demişti?

Başörtüsü ile milletvekili seçilen ve mecliste yemin töreninde sırasını bekleyip de yemin etmesi Ecevit ve avanesi tarafından engellenen Refah Partili Merve Kavakçı'ya...

Bildiğiniz gibi Ecevit’in milletvekilleri, "dışarı, dışarı, dışarı" diye tempo tutarak o ayıba ortak olmuşlardı.

İşte 28 Şubat ürünü o tanıdık cümleyi yine aynı zihniyete sahip bir zat olan Engin ÖZKOÇ, Ak Parti iktidarında Ak Partili milletvekili Özlem ZENGİN'e parmağını uzatarak söyledi.

Ne zaman?

Hm de, "Biz başörtüsü hususunda yanlış yaptık" diyen CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU'nun öz eleştirisinin hala tazeliğini koruduğu, üç gün öncesi başörtülü iki hanımın başı açık bir hanım tarafından saldırıya uğraması sebebiyle telefon açarak o mağdure iki hanıma üzüntüsünü beyan ettiği bir zamanda...

Üstelik Merve KAVAKÇI hadisesinin üzerinden koskoca 20 yıl geçmişken...

Yani genel başkanlarına adeta muhalefet bayrağını açıp bu konuda onu ofsayta düşürerek...

Ama, Ak Parti’li Av. Özlem ZENGİN öyle bir konuşma yaptı ki, Engin ÖZKOÇ'u cümleleriyle adeta çekiç ile örsü döver gibi dövdü.

Öyle zannediyorum ki, akl-i selim sahibi CHP'liler bile, ÖZKOÇ’un bu sözünden utanç duymuşlardır ve mürteci Engin ÖZKOÇ'a içten içe tepki göstermişlerdir.

Şimdi bu tartışmaları görüp geriye dönüp baktığımızda, demek ki, insan hakları alanında bir arpa boyu yol alamamışız. Dini-ladini boyutu bir yana, insanların giyim-kuşamı ve yaşam tarzlarını dizayn etmek/şekillendirmek ve insanların yaşam tarzlarına format atmak o kadar absürt ve o kadar çağ dışı ki, anlamak mümkün değil. Her iki veçheden (sağdan-soldan) baktığımızda, herkes başkasını kendine göre şekillendirmeyi müktesep hak gibi görüyor ve kendini merkeze alarak karşısındakini tukaka ilan edebiliyor. Bu hastalıklı ruh hali, ne yazık ki, birçok yerde görünüyor.

Evet değerli okurlarım,

Genel kabul görmüş ahlak kurallarını çiğnemediği, örfü ve ananeyi rencide etmediği ve başkasını taciz etmediği, manevi hükm-ü şahsiyetini tahkir ve tezyif etmediği müddetçe, yapılan müdahaleler ters tepiyor, yasakçı zihniyet yasağıyla kalıyor ve daha çok o zarar görüyor.

Gençliğimde bir gün Tütünçiftlik sahilinde gezinirken, “yerlere tükürmek yasaktır” ile “çimlere basmayınız” levhalarını görmüştüm ve inanın bu levhaları görüp de sağına-soluna bakındıktan sonra yere tüküren insanlarla, inadına çimlere basan insanları gördüğümde, yasakların adeta çiğnenmek için var olduğunu ve onu tetiklediğini gördüm.

Ezcümle, kamu düzenini bozmadığı müddetçe, hürriyeti kısıtlayıcı, yaşam alanını daraltıcı söylem ve eylemlerden şiddetle kaçınmak gerekir. Bu tür kısıtlayıcı tutum ve davranışlar her geçen gün toplum tarafından hor görülüyor; hoş karşılanmıyor.  

Ey ÖZKOÇ, 2020'ye ramak kala, hiç kimsenin ne başı örtülü hanım kardeşlerimize ve ne de başı açık hanım kardeşlerimize had bildirecek ne hakkı var ve ne de haddine düşmüş. Bunu böylece belle ve kafana sok.

M. Zeki CANŞİ

- Özgür Kocaeli Gazetesi, M.Zeki Canşi tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/4562956/mzeki-cansi/bu-hanima-haddini-bildirin