Bizde yanlış olamaz, olmuşsa yanlışlıkla olmuştur

İbrahim Elgin
İbrahim Elgin

Baba-oğul ve eşek hikayesini çoğunuz biliyorsunuzdur ama ben yine de size hatırlatayım istedim.

Bir gün baba-oğul ve eşekleri Kasabaya gitmek için yola çıkarlar. Baba eşeğe biner çocuk da ardı sıra yürümeye başlar. Biri çıkar önlerine:

-Utan be adam ! Koca adam eşeğe binip çocuğunu yürütüyorsun yazıklar olsun sana der…

Adam düşünür ve utanır, adam doğru söylüyor, der ve eşekten iner , oğlunu bindirir eşeğe . Bir başkası çıkar önlerine:

-Bu sefer çocuğa dönüp ayıp, ayıp ! Yaşlı baban önünde yürüyor sen eşeğe biniyorsun yazık bu ne saygısızlıktır der. Baba oğul düşünürler bu sefer birlikte binerler eşeğe.

Ama o da ne biri daha çıkar karşılarına.

- Bire vicdansızlar . Bu sıcakta eşeğe iki kişi binip hayvanın canını mı alçaksınız. Yazıklar olsun size der gider.

Bu kez baba oğul birbirlerine bakıp bir karar verirler ve eşeğe ikisi de binmezler. Ama bu kez biri daha dikilir karşılarına.

- Enayiler, eşek bomboş gidiyor bunlar yürüyor demez mi? Baba der ki oğluna:

-Oğlum bak öyle yaptık olmadı, böyle yaptık olmadı, sen eşeğin bacaklarından tut, ben de başından biz onu taşıyalım… Sırtlarına alırlar eşeği, düşerler yola. Ama bu kez bir başkası dikilir karşılarına.

- Şunlara bakın! Eşek onları taşıyacağına, onlar eşeği taşıyor ! deyip adam basınca kahkahayı baba ve oğul birbirlerine bakarak en sonunda onlarda basar kahkahayı. Tamam onlar kahkahayı atıp dursunlar da şimdi bu hikayeden bana göre çok dersler çıkarmamız lazım.  

Önce burada şunu demek lazım ki hayatta herkesin doğrusuna göre hareket edersen, kimi zaman ahmak, kimi zaman vicdansız kimi zaman da saygısız gibi yakıştırmalarla karşılaşırsın. Kimse o davranışı neden ve niçin yaptığını sorgulamaz  sadece konuşup eleştirir.

Dolayısıyla insanın hayatta kendi doğruları olmalı bence. İşte o zaman kendi doğruların için savaşabilirsin. Belki üzülür ya da yorulursun ama mücadele edebilirsin.

İnsan ilişkileri de böyledir. Kendine göre arkadaşlıklarına ve dostluklarına yön vermeye çalışırsan dostlarını ve arkadaşlarını da kaybedersin, tabii ki en sonunda kendini de. Her ortamda kendi fikrini söylebilirsin ama karşındakinin de fikrine saygı göstermelisin. Hz.Mevlana ne güzel söylemiş.”Eğer bir toplulukta bir konu hakkında herkes aynı şeyi düşünüyorsa. Orada yeteri kadar düşünülmüyor demek ki” demiş. Ne kadarda güzel söylemiş değil mi. Hayatında değer verdiğin ve sevdiğin arkadaş ve dostlarına karşı her zaman  kendi öz düşüncelerinle davranırsan kazanırsın.

Hayatta en çok kendine hesap vermeli insan. Çünkü hayatta insanlara en zor gelen şey kendisiyle yüzleşmesidir.

Kendi doğruların olsun hayatta. Başkaları senin adına düşünmesin, hüküm vermesin, hesap sormasın. Birilerinin zayıflığı, art niyeti ve kıskançlığı ile yola çıkarsan kendin olamazsın. Kendi bildiğin yolda giderken hata yapabilirsin , incinirsin belki de incitirsin ama yaşananlar senindir. Karşındakine senin yaşayacaklarına engel olamam, duygularına sipariş veremem ama fikir yürütürüm, kılavuz olmaya çalışırım, uyarsın uymazsın o senin bileceğin bir iş. Söylediklerimi kendi akıl süzgecinde geçirip, yüreğine de kabul ettirebilirsen uygularsın .

Dolayısıyla önce kendine güven. Başkalarından önce kendine kulak ver. İçindeki sesi dinle. Mutlu olman bir koşula bağlı olmamalı. Şu an yaşadığın anı iyi değerlendir. Herkesin mutlu olduğu anlar farklıdır, nasıl ve nelerden mutlu olacağını senin bilmen yeter.

Unutma kimse mükemmel değildir. Mükemmel olan sadece yüce Allah’tır. Oda yarattığı kullarından mükemmelliyetlik beklemiyor zaten. Bu konuda bende bazen dostlarıma işin latifesi şaka olsun diye takılırım. Arkadaşlar elimizden geldiğince bizde pek yanlış olmaz ama, bilin ki olmuşsa yanlışlıkla olmuştur diye. Önemli olan önce kendine  güvenmen, kendini geliştirmen ve değiştirmen. Kendini ne kadar iyi ve mutlu hissedersen, mutluluğu, insanları ve başarıyı bir mıknatıs gibi kendine çekersin. Kendini iyi hissetmek için elinden geldiğince yapabileceklerini esirgeme. Yani tabiri caizse birazda kendi kendinin doktoru ol.

Başarıyı yakalamış, yaşlı bir iş adamına, iş dünyasına yeni adım atacak olan gençler şöyle bir soru sormuş: 'Hayatta mutlu ve başarılı olmamız için ne yapmamız lazım. Tecrübeli işadamı sorulan soruya şöyle bir cevap vermiş. Sizin bu sorunuz, bana hayatta bir tek ineği olan köylüyü hatırlattı. Bir gün, o köylüye adamın biri sormuş. Amca ineğin günde ne kadar süt veriyor diye. Köylü de adama şu cevabı vermiş. İneğim bana hiçbir zaman süt vermez. Sütü ondan benim almam yani sağmam lazım.

Şunu unutmayın. Hayatta başarılı olan insanlar o başarı merdivenlerini hiçbir zaman elleri cebinde tırmanmamışlardır. Onun için hiçbir başarı tesadüfi değildir. Altında çok büyük emek, alın ve akıl teri vardır.

Son söz olarak şunu demek lazım ki hayatta her şeyin bir fiyatı, her insanın da bir değeri vardır. Fiyatı olmayan eşyaya çöp, Değeri olmayan insana da; "giderken arkandan kapıyı ört"  derler. Kulağınıza küpe olsun bunu da hiçbir zaman unutmayın derim.   

 Herkese iyi pazarlar…

- Özgür Kocaeli Gazetesi, İbrahim Elgin tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/5684834/ibrahim-elgin/bizde-yanlis-olamaz-olmussa-yanlislikla-olmustur