Kimi ilahiyatçıların düçar olduğu hastalık

M.Zeki Canşi
M.Zeki Canşi

Şu ilahiyat hocalarının zaman zaman rijit çıkışlarına bir anlam veremiyorum. Ya meşhur olma sevdasıyla aykırı fikirler ortaya atarak kamuoyunun zihnini bulandırıyorlar; ya da dilim varmıyor ama, parçası oldukları proje ile İslamı tahrif etmeye memur birer görevli gibi hareket ediyorlar. Bu her iki hal de hastalıklı haller olup karşı çıkılması gereken hallerdir. 


Bu çerçevede geçen hafta Prof. Mustafa ÖZTÜRK'ün Kur'an-i Kerim'e ilişkin sarsıcı ifadeleri gündeme damgasını vurdu.


Tabirimi mazur görün ama, bazı sözde ilahiyat profesörlerini, taksi-dolmuş şoförlerine benzetiyorum. Nasıl ki, bunlardan bazıları uzmanlaştıkça trafik kurallarını hiçe sayarak trafikte seyrediyorlarsa ve birer trafik canavarı haline geliyorlarsa, bazı ilahiyat profesörleri de, tıpkı bu bazı şoför esnafı gibi uzmanlaştıkça, meşhur oldukça, zaman zaman dini değerleri iğdiş ettiklerine şahit olmuşsunuz.


Peygamberimizi Kur'an'dan; Kur'anı da peygamberimizden soyutlayanlardan tutun, hadisleri itibarsızlaştıranlara varıncaya kadar enva-i çeşitlerine rastlarsınız. Hadisleri tartışma konusu bitti, şimdi sıra Kur'an'a geldi. Yetmedi, iş Allah'ı bilmemezlikle suçlamaya kadar vardı.


İslami değerlere zam yaparak olur-olmaz hurafeleri içine boca edenlerin yaptığı tahrifat, şu an Prof. Mustafa ÖZTÜRK'ün yapmaya çalıştığı tahrifatın yanında hafif kalır.

Kur'an'ın Allah'ın kelamı olduğuna dair ulemanın üzerinde ittifak etmesine rağmen, bay Öztürk ortaya çıkıp ağdalı cümlelerle kafa karışıklığını tetikleyen söylemlerde bulunuyor olması tesadüf değil. Bu bir proje ve Bay Öztürk de bu projenin bir bileşeni. 

Unutulmamalıdır ki Mevla'mız:

نحن نزلنا الذكر وانا له لحافظون

"O zikri hekimi biz indirdik ve O'nu koruyacak olan da biziz."


Toplumun onca sorunları varken, profesörlüğün kibri ile Kur'an'ı tartışma konusu yapmak iyi niyet ile ifade edilemez.

Kaldı ki, Kur'an ile beraber İncil'in Tevrat'ın, Zebur'un ve hatta suhufların birer Allah'ın kelamı olduğuna dair şüphe yok iken ve son kitap Kur'an'ın hepsini ihata ettiğine dair ayet ve surelerin mevcudiyeti bile bunu doğrulamaya yeter ve artar birer delildirler.


Tarih boyunca bu ve buna benzer vibrasyonlar yapılsa dahi, Kur'an bütünselliğinden bir kelime dahi eksilmez ve kimsenin de bunu yok saymaya gücü yetmez.

Bu tartışmaların mürekkebi kurumadan şimdi de bir başka ilahiyatçı Ebubekir Sifil de, kızdığı gazeteciler için: "bunların cesedi camiye sokulmasın" mealindeki sarsıcı ifadeleri gündeme düştü.

Bakınız, Cenab-u Allah:

ان رحمتي سبقت علي غضبي.

"Benim rahmetim gadabımı geçmiştir" buyurarak o işin tasarrufunun tamamen kendi uhdesinde olduğunu vurgulamıştır. Yani, camiye sokup sokmama yetkisi sadece Allah'ın yed-i kudretindedir.


Erzurum'da sarhoş birisi caminin avlusunda "Allah'ın lütfünü, keremini ve cennetini istiyorum" mealinde bir takım yalvarış ve yakarışta bulunurken, camiden çıkan imam efendi: "bu sarhoş halınlan mı Allah'tan cenneti istirsen?

O da: sene ne olir, senden mi istirem" derken sözde imam efendiye güzel bir ders vermiş

Demem o ki, özellikle de bazı ilahiyatçıların Allah'tan rol çalma hastalığı ne yazık ki, sürgit devam ediyor. Adeta Allah'ın hükümranlık alanına müdahale söz konusu. Bu hastalıktan behemehal kurtulmaları lazım. Bu hem kendilerinin ve hem de toplumun hayrınadır.

- Özgür Kocaeli Gazetesi, M.Zeki Canşi tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/5910316/mzeki-cansi/kimi-ilahiyatcilarin-ducar-oldugu-hastalik