Din bilginleriyle sohbet (4)

Alaettin KÖKSAL
Alaettin KÖKSAL

Müslüman’ım diyen herkes, iman ve ibadet esaslarını öğrenmesi farzdır. Her türlü zulme karşı birlikte cihat etmenin, farz olduğunu bilmekte farzdır. Terörist İsrail’in saygısızca edepsizce ve alçakça Kadir gecesinde ve diğer günlerde Filistin halkına yaptığı insafsız saldırılarına İslam ümmeti olarak cevap vermek farzdır. Kur’an-ı kerimin bir hayat nizamı olduğunu bilmek ve inanmak ve ona göre yaşamak ve yaşatmaya çalışmak farzdır. 

 Müslümanların ihtiyacını karşılayan mesleklerin öğrenilmesi ve öğretilmesi yeterli olursa Müslümanların üzerinde farz-i kifaye, yeterli değilse, tüm Müslümanların üzerine Farz-ı ayındır.  Siyasetten ekonomiye, savunmadan ahlaka kadar her meselede, Müslümanları bilinçleştirmek, özelikle din görevlilerinin ve tüm Müslümanların üzerinde farzdır.    

Siyonist zalimler ve onların mankurtlaşmış destekçilerini Kur’an ve hadisler bütünlüğü içinde uyarmak din görevlilerin üzerinde bir vecibedir. Din görevlilerimiz Kur’an’ın ahlak bölümünü, günlük ibadetlerimizi anlatırlarken, hayatımıza yön veren Kur’an’ı Kerimin siyasi, sosyal, ekonomik, askeri ve hukuki yönlerini de anlatmaktan çekinmemelidirler. 

 İsrail oğullarına, ‘Yeryüzünde iki kere fesat çıkaracaksınız. Birincisinin zamanı geldiğinde üzerinize çok iyi savaşçılar göndereceğiz, evlerinize kadar girecekler, bu gerçekleşecek olan bir sözdür.” “Eğer güzellik yaparsanız, kendinize, kötülük yaparsanız onu da kendinize yapmış olursunuz. Derken sonra ki zaman geldiğinden keder ve sıkıntınızı yüzlerinize yansıtsınlar diye, güçlü orduları başınıza göndereceğiz.” Günah işlemeye devam ederseniz bizde cezalandırmaya döneriz.” (İsra 4-5-6-7) 

“ Yemin olsun ki, zikirden, Tevrat’tan sonra Zebur’da yeryüzüne kesinlikle salih kullarımızı egemen kılacağımızı yazmıştık.” ( Enbiya 105)  “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kâfirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlayacaktır.” ( Saf 8) “  Allah’ın gökleri ve yeryüzünü gerçek bir nedenle yarattığını görmedin mi? dilerse sizi yok eder yeni bir topluluk meydana getirir.(İbrahim 19)]

Sıradan müslümanlar Kur’an’a iman ettikleri halde, bazı ayetleri anlamakta zorlanabilirler. Bu hususta din bilginleri devreye girerek Müslümanları aydınlatmalıdırlar. 

Enfal suresinin 60. Nahl suresinin 8. ayetlerini günümüz şartlarına göre tefsir etmek din bilginlerinin görevidir. [ “Sizde onlara karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve cihat için beslenen atlardan hazırlık yapın. Onunla hem Allah’ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, bir de onların dışında sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutursunuz. Allah yolunda ne masraf yaparsanız mükâfatı size tamamen ödenir, hiç de zarar etmezsiniz.”    “ Atları, katırları, merkepleri hem binesiniz, hem de zinet olsun diye yarattı ve daha bilmediğiniz neler yaratacak.”]

Bu iki ayeti kerimeyi 300 sene önce ayrı, bugün ayrı, 100 sene sonra çok daha ayrı bir şekilde yorumlamak ve anlamak mümkündür. Bu durum her asra hitap eden Kur’an mucizesidir. Bu gibi ayetleri gelişen ve değişen günün şartlarına göre yorumlayıp en doğrusunu Allah bilir diyerek, gelecek nesillerin ufkuna bilinçli bir şekilde havale etmek şuurlu din bilginlerinin görevidir.

Ülkemiz ve İslam dünyası ateş çemberi içinde iken, din bilginlerimiz Nur suresinin 31,ayetinde geçen “Ey mü’minler! Hepiniz birlikte tövbe ediniz belgi kurtuluşa ererseniz” ayeti doğru anlayarak,  zalimlere, hainlere ve işbirlikçilere karşı hep birlikte kavli ve fiili duaya kalkmamızın öncülüğünü yapmalıdırlar.

Geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz, sürüklendikleri bataktan kurtarmak ülkemiz ve İslam dünyası üzerinde oynanan şer güçlerin vahşi planlarına karşı, İslam ümmetini Kur’an ve sünnet ışığında şuurlu ve duyarlı hale getirmek hepimizin, özelikle din bilginlerimizin en önemli görevlerindendir. “İçki içmenin Kur’an da cezası var mıdır göstersinler” diye fitne çıkarmaya çalışan şaşırmışlara din bilginlerimiz Kur’an ve sünnetle cevap vermelidirler.

 Kur’an’ın açıklamasını, Fiili ve sözlü olarak, Hz. peygamberimiz yapmıştır. Mü’min’in görevi yapılan açıklamalara uymaktır. Fesat üreten, din istismarcısı provokatörlere, din bilginlerimizi Kur’an ve hadislerle cevap vermelidirler.  

Yüce Allah (CC) şöyle buyurmaktadır; “Bir de Peygamber size her ne emir verirse onu tutun,  her neyi yasaklarsa ondan sakının ve Allah’tan korkun” buyurmaktadır (Haşr 7) “Peygamber bizim adımıza bazı laflar uydurmaya kalkışsaydı, elbette Biz onu, bundan dolayı kuvvetle tutar cezalandırır sonra da onun şah damarını keser atardık.” (Hakka 44-46)

Asırlar önce İslam âlimlerince kaleme alınan ilmi eserleri, sonradan tercüme ederek, yeniden basılması sırasında bilerek veya bilmeyerek yanlış bilgi ve hataları yerleştirmek suretiyle, bozulan bu kaynaklar üzerinden sahabelere ve İslam âlemlerine yapılan iftiralara inanarak sahabe hakkında su-i zanda bulunan şaşırmış din bezirgânlarına meydanı boş bırakılmamalıdır.  

 Sayın Profesör Mehmet Okuyan “ Âdem konusunda bir fikrim var ama söylemek istemiyorum.  Hz. Meryem, erkek spermi ve dişi yumurtası taşıdığını düşünüyorum”  diyor. Sayın Okuyan 5-Kasım-2016 Çay TV canlı yayında “Ben hiçbir zaman sadece Kur’an okuyun demedim. Önce Kur’an okuyun, sonra diğer kaynakları okursanız kolayca hataya düşmezsiniz dedim” bu sözünüze itiraz eden olmaz. 

Kur’an-ı bizlerden çok daha çok iyi anlayan bir ilim adamı olarak, Kudüs’ü şerifi mana ehemmiyetini siyonistlerin barbarlığını, ümmet bilincini İslam’ın siyasetini, ekonomik ve askeri gücünü hukuk anlayışını yazın ki sizleri yakından tanımış olalım. “Kur’an bize yeter” ifadenizi net cümlelerle açıklayarak, Hz. peygamberi aradan çıkarmaya çalışan hadis muhalifi cahil zümreye gerekli cevapları vermenizi özelikle sizlerden bekliyoruz.  Dinde tefrika çıkarmak isteyenlere, fitne ateşine odun taşımaya çalışan yalancılara, şahsi fikir ve düşüncelerinizle alet olmayınız. 

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Alaettin KÖKSAL tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/7076432/alaettin-koksal/din-bilginleriyle-sohbet-4