Felaketler, kapıdan bacadan ormandan içeriye giriyor

Adem Turgut
Adem Turgut

Bizim işimiz bu, unutulmaya çalışıldıkça biz de depremi hatırlatacağız, eksikleri hatırlatacağız.

Geçen yıl “yerimizde sayıyoruz” diye yazmıştık. Bu yıl öyle olmadığını keyifle yazıyorum. Çünkü ağır hasarlı binalar noktasında elini taşın altına koyan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Tahir Büyükakın önceliğinde bu kanserli ur gibi büyüyen sorundan kurtulmanın çözüm yollarını tek tek belirledi.

Tüm detaylarıyla bugün Süriye Çatak Tek’in kaleminden gazetemizde ve internet sitemizde okuyabilirsiniz.

FELAKETİN SAYISI ÇOK

Ancak geçen yıl yememiş içmemiş ve 17 Ağustos Depreminin yıldönümünde ilimizi tehdit eden diğer felaketleri de yazmıştık.

“Felaket tellallığı yapıyorsunuz” diyenler oldu…

Doğru…

İnsanlar depremin nasıl bir şey olduğunu unutmaya çalışırken biz “Yahu sadece deprem yok, endüstriyel felaketler var,  yangınlar seller falan da var” diye de yazmıştık.”

Biliyorsunuz, Kocaeli’de de en önemli risk olan depremin ardından afet anlamında endüstriyel kazalar- yangınlar, ulaşım akslarının üzerinde olması nedeniyle trafik kazaları, su baskınları-sel ve en son hasarlı binalar önemli.

PEŞ PEŞE GELEN FELAKETLER

O yazının üzerinden bir yıl geçti. Hasarlı binalar noktasında işler rayına giriyor. Ama diğer yandan ülkemizin yaşadığı şu felaketlere bakın…

Bir- Pandemi bitmedi. Bitirebilecek tek ihtimal olan aşı noktasındaki bilinçsizlik korkutucu büyüklükte ve tüm toplumun sağlığını tehdit ediyor.

İki- Müsilajı unutmayın. Denizlerimiz resmen bu biyolojik kirlilik ile bitme noktasına geldi. Deniz salyası şu an yok diye aldanmayın. Suyun üstünde olmasa da altında var.

Üç- Tarihimizde görmediğimiz kadar büyük orman yangınları çıktı. Geçen yıl yaşananları büyük sanıyordum bu yıl bildiğiniz ormanlarımız yandı bitti kül oldu. Arıcılık öldü. Bal işi bitti. Hayvanlar telef oldu. Yüzlerce ev yandı. Yangını söndürmeye çalışırken canlarını yitiren görevliler ve vatandaşlarımız oldu.

Dört- Yangın için yağmur istedik ama güneyi yakan koşullar kuzeyde o yağmurla birlikte bir başka felaketi yaşattı: Seller. Son olarak şiddetli yağışlar nedeniyle Kastamonu’da meydana gelen sel felaketinde 7 ilçe sular altında kaldı. Köprüler yıkıldı, araçlar sürüklendi. Can kaybı çok büyük… Özellikle Bozkurt ilçesi büyük felaket yaşadı.

TEDBİRLİ OLMALIYIZ AMA…

Tedbirli olmalıyız.

Ancak bu meseleler siyasetin dar koridorları içine de sıkışmamalı.

Bir örnek mi?

Son Büyükşehir meclisinde yangınlar için uçak alınması gündeme gelmiş. SP grubu ise orman yangınlarının Büyükşehir sorumluluk alanı içinde olduğu ile ilgili Cumhurbaşkanını açıklamasını hatırlatarak, Büyükşehir’in yangın uçağı almayı planlayıp planlamadığını sormuş.

Bence bu bir ölçek meselesi…

Eğer her belediye yangın uçağı almaya kalkarsa toplumun kaynakları çok da doğru kullanılmış olmaz. Ama Büyükakın tam beklediğim gibi bir çıkış yaparak Marmara Belediyeler Birliğinin fonksiyonuna dikkat çekmiş:

 “Biz üç ay önce ilave araçlar alınması için çalışma yaptık. 40 yeni itfaiye personeli aldık. Sadece Kocaeli’ye helikopter ya da uçak almak doğru mu yoksa Marmara Bölgesi’ni bir bütün olarak mı planlamak lazım? Helikopter ile ilgili bir çalışma yapacağız. Alınması mantıklı ise alırız. Değil ise Marmara Belediyeler Birliği üzerinden alınması daha mantıklı olabilir. Ama küresel ısınma üzerinde durmamız gerekiyor. Dünyanın dört bir yanında yangınlar var. Küresel ısıma ile ilgili projeksiyonumuzu yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Küresel ısınmaya karşı hazırlıklarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.”

İşte bu…

Majör bir bakış açısı…

Meseleyi doğru okumak gerekiyor.

TBMM’DEN ÇARPICI RAPOR

TBMM İklim Araştırma Komisyonunun taslak raporunda küresel iklim değişikliğine bağlı olarak gelişen aşırı hava olaylarının şiddetleneceği ve bunun, “ Türkiye’nin normali” haline geleceği vurgulamış.

İşte buna odaklanmalıyız.

Raporda felakete karşı şehirlerde yaşanacak can ve mal kayıplarına karşı yapısal tedbirler alınması gerektiği vurgulanıyor. Raporda, özetle şu öneri ve tespitlere yer verilmiş:

Bir- Son 20 yılda şiddeti, süresi ve frekansında artış olduğu tespit edilen şiddetli hava olayları ve meteorolojik afetlerin iklim değişikliğinin sonucu olarak artış eğiliminin devam edeceği öngörülmekte. Bu kapsamda meydana gelebilecek can ve mal kayıplarının azaltılmasına yönelik özellikle şehirlerde yapısal tedbirlerin artırılması gerekmekte.

İki- Mevcut şehir planlarının ve altyapılarının meteorolojik veriler ve projeksiyonlar göz önünde bulunarak yenilenmesi, yeni hazırlanacak şehir plan ve altyapı çalışmalarında bu verilerin göz önünde bulundurulması, ihtiyaç olması hâlinde bir yasal düzenleme yapılması zorunlu.

Üç- Betonlaşmanın yoğun olarak görüldüğü şehir merkezlerinde iklim değişikliğinin sıcaklık, yağış gibi değişkenlerin uç değerlerindeki artışa sebep olması, aşırı yağışlardan kaynaklı şehir sellerini oluşturup, artırıyor. Şehir sellerine sebep olan yağmur suları depolanarak sulama için yeniden kullanılmalı.

SORUNLAR BÜYÜYEREK ARTABİLİR

Toparlayalım…

Depremi unutmayıp üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Ama kapımızdaki tek felaket artık deprem değil. Dünya ısındı. Küresel ısınma yüzünden deniz suyu ısında, buzullar eriyor. İklim değişiyor.

Güneyimiz yangınlarla adeta çölleşirken kuzeyimiz ani yağışların yarattığı sıkıntıları görüyor. Yangınlar, müsilaj ve son olarak seller. Hepsinin küresel ısınma ile ilgisi var.

Hepsinin doğaya karşı yaptığımız yanlışlarla ilgisi var.

Bunları artık yok sayamayız. Her biri ayrı bir felaket ve bu felaketlerle ilgili doğru yolu bulamazsak yaşayacağımız sıkıntının büyüklüğü de katlamalı olarak artacaktır.

RAHMETLE ANIYORUM

Dönelim başa…

Gün depremi hatırlama günü…

17 Ağustos Depremi’nde yitirdiğimiz tüm canlarımızı bir kez daha rahmetle anıyorum. Umut ediyorum deprem veya bir başka felaketin bilançosu asla o kadar ağır olmaz. Olmaması için de elimizden geleni yapmalıyız.

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Adem Turgut tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/7613228/adem-turgut/felaketler-kapidan-bacadan-ormandan-iceriye-giriyor