Müslüman; seçilmiş insandır

Alaettin KÖKSAL
Alaettin KÖKSAL

Müslüman; Tevhit inanıcını kalbiyle tasdik, diliyle ikrar eden,  tüm insanlığın huzur ve barışı için Yüce Allah’ın (CC) koyduğu helal ve haram kurallarını tebliğ etmek için seçilmiş insandır. “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet olmak üzere var edildiniz. İyiliği emreder, kötülükten men edersiniz, Allah’a inanıp iman getirirsiniz” (Al-i İmran 110). 

Şuurlu müslüman;  İnsanların dünya ve ahirette mutlu olmaları için İslam dininin koyduğu kurallara muhalefet etmez. Barış, huzur, adalet, eşitlik ve merhamet dini olan İslam dininden korkmaz.  Kurtuluşun Kur’an ve sünnette olduğu bilinciyle hareket etmekten çekinmez. Müslümanım diyen hiçbir insan,  İslam dininin koyduğu haram ve helal kurallarını hafife alarak yoldan çıkmış fasıkların durumuna düşmez. Basit dünyevilik menfaatlerinden dolayı inanıyormuş gibi yaparak münafıklık yapmaz.  

Müslüman olduğunu ikrar eden insan, zalimlere boyun eğmez,  İnandığı gibi yaşamaya, gayret eden insanlara, irticacı, rejim düşmanı,  gerici, yobaz, çağdışı, kan emici vampir, habis ur diyerek hakarette bulunmaz, zulme rıza göstermez.  İslam dinine inanmayan insanlara, müslüman olun diyerek,  baskı yapmaz. İslam dinine inanan insanlara, baskı yapan dinsizlerin,  münafıkların ve fasıkların hakaret ve baskılarına müsamaha göstermez. 

Müslüman olduklarını söyleyenler,  her şart altında inandığı gibi yaşamaya çalışan müslümanlara  “PPK teröründen daha tehlikelisiniz.  Kamu alanında hizmet vermek, almak ve okumak istiyorsanız, başörtüsü takmayacaksınız, bizim dediğimiz gibi giyineceksiniz. Dediklerimizi yapmazsanız. Kamuda görev alamayacaksınız, hastanelerde tedavi olamayacaksınız, dini inancınıza göre konuşup, yazamayacaksınız, siyaset yapamayacaksınız. Koyduğumuz kurallara uymazsanız, polise şikâyet edeceğiz, gerekirse kolunuzdan tutup polise teslim edeceğiz, sokaklarda, parklarda, ulaşım araçlarında gördüğümüzde hakaret edeceğiz, gerekirse silah kullanmaktan çekinmeyeceğiz” tehditlerini yaptılar ve uyguladılar. 

 Üzülerek ifade edelim ki,  bu çirkin ve ahlaksız saldırı ve tehditleri 28-Şubat surecinde yaşadık. Sözünü ettiğimiz bu insanları alkışlayanlarla, dirsek teması içinde olan Mim’leri düşmüş bazı kişi ve siyasilerin tutum ve davranışları, milletimizin büyük ekseriyetini üzmektedir.   İslam düşmanı batılıların ve yerli işbirlikçilerin hakaret ve yalanlarına, ses çıkarmayan Mim’sizlerin,  bilerek/bilmeyerek müslümanlara hakaret eden,   batılıların gönüllü piyadesi olan mankurtların yalanlarına alet olmaktan utanmıyorlar.   

Şu hale bakın;  Ülkemizin kalkınmasına engel olmak, siyasi istikrarını bozmak için yalan üretim merkezinden piyasaya sürülen ahlaksız yalanlara sarılmayı marifet biliyorlar. Ülkemizin aleyhinde arka arkaya üretilen yalanların nedenlerini araştırmadan yalan seviciliği yapmak bu aziz milletin evlatlarına yakışmaz.  Tarih boyunca İslam dinine, müslümanlara ve ümmetin coğrafyasına saldıran şer güçlerle iş biriliği yapanlar, şimdide Taliban üzerinden İslam dinine ve müslümanlara ve Sayın cumhurbaşkanımıza saldırmaya geçtiler. Bu zavallılar bilsinler ki, zulüm zirve yapınca, zevali yakındır. Karanlıklar dünyasını bitirecek olan güneş doğmak üzeredir. 

Taliban konusunda peşin hükümlü değilim.  Unutmayın ki, hiçbir grup, cemaat ve Taliban din değildir. Bu grupların hata ve kusurlarını İslam dinine mal etme alçaklığına hiçbir insan düşmemelidir. Taliban akıllı davranırsa, birlik ve beraberlik içinde Afgan halkını kucaklar ve siyasi istikrarını sağlarsa, batılı ülkeler Taliban için sıraya girdiklerinde,  Taliban aleyhinde yalan yanlış haberler yapanların yarın ne yazacaklarını merak etmiyorum. Zira utanmaz yüze tükürsen, rahmettir diyerek Taliban’ın lehinde yazılar yazacaklardır.  

Yalan haberlerle, İslam dinini ve müslümanları kötü göstermek, hiç kimsenin haddine değildir. PKK, YPG, ESAT, FETÖ, DEAŞ ve diğer terör örgütlerinin yaptıkları ahlaksızlıkları, işkenceleri, tecavüzleri, soygunları, katliamları gördükleri halde gıkı çıkmayanların Taliban üzerinden İslam dinini, müslümanları, AK partisini, özelikle Sayın Erdoğan’ı elleştirmeye hakları yoktur.  İslam dinine muhalif olanlar, Taliban hakkında ileri geri konuşarak, zalimlerin ekmeğine yağ sürenler,  Covid-19 üzerinden müslümanların kafasını karıştıranlar, önce nerde nasıl hata yaptıklarını düşünmelidirler, sonra konuşmalıdırlar. Fitne ateşine benzinle koşanlar, fitnecilerin yardımcıları, müslümanların düşmanlarıdır.  

 28 Şubat surecinin yaşanmasına vesile olan paşaların yaşlı olmalarını ileri sürerek cumhurbaşkanından af edilmelerini isteyen merhametperestler, Sivas olaylarında haksız bir şekilde cezaevlerine tıkılan insanlar için neden af istemediler, istemiyorlar.  28 Şubat surecinin, sivil ayağı yargılanmadıkça bu yara kapanmayacaktır. Yargılama süreci bu şekilde tamamlandıktan sonra, kamuoyu önünde suçlarını açıkça ifade ederek, haksızlık yaptıkları, yaşayan ve ölen insanlardan samimiyetle açık bir dille özür diledikten sonra Sayın Cumhurbaşkanımız af yetkisini kullanmalıdır. Özür dilemeyenler af edilmemelidir.  

28 Şubat surecinin yaşanılmasına vesile olan paşaların, cezaevine girmelerine gönülleri razı olmayanlara soruyorum. Rahmetli Erbakan hocaya, binlerce öğrenciye, memura, işçiye, esnafa, milyonlarca refah partililere yapılan zulümlere,  zil takıp oynarken gönlünüz hangi iklimdeydi.  28 Şubat surecinde bedel ödeyen bir müslüman olarak asla intikam peşinde koşan bir karaktere sahip değilim. Benim dinim bana şöyle emretmektedir “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav; o zaman bir de göreceksin ki, seninle aranızda düşmanlık olan kimse, kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş! Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.” (Fussilet 34-35) 

28- Şubat-1997surecinin amansız savunucularından olan, tesettürlü bayanlara alçakça hakaret eden bir gazetecinin programına katılan. T. Karamollaoğlu’nun AK partisini, özelikle Sayın Erdoğan’ı eleştirmeye hakkı yoktur. Sözünü ettiğimiz bu kişinin programına, Sayın Erdoğan da katılsa aynı şekilde eleştirilerimizi yapmaktan çekinmeyiz.  

Sözünü ettiğimiz siyasetçi, sorulan sorulara özetle şöyle cevap veriyordu; “Ekonomi çok kötü gidiyor daha da kötü duruma gidecektir. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu’nun AK partisinden ayrılmaları bir erdemliktir, Sayın Erdoğan bir daha seçilemeyeceğini gördüğü için çare arıyor. Devlet yok, illerde sadece müdürlükler var, müsteşarlar dışlandı.  

Adalet mekanizmasına güvenim yok, 2022 sonbaharında seçim olabilir.” Ihalar ve sihalar faydalı, ama yeterli değildir.  1000 km. menzili savaş uçakları yapılmalı. Üretilen Atak helikopter için ABD motor vermeyince. Eskişehir de jet motorları üretildiğini biliyorum. Bu motorlar atak helikopterlerin için kullanıldığı bilgisine sahibim, jet motoru üretenler, uçak motoru üretirlerse ellerini öperiz.” diyor. 

 Bu sözleri sarf eden siyasetçiye soruyorum; nasıl bir çelişki içinde olduğunuzu fark edebiliyor musun?  Yersiz ve zamansız bir şekilde kullandığınız erdemlilik kelimesiyle, bumerang gibi kendi kendinizi vurduğunuzdan haberiniz var mı? Dün savunma sanayisinde yapılan hamlelere inanmadığınızı söylüyordunuz, Yalan mızrağı çuvala sığmadığını gördüğünüzde, bugün ıhaları, sihaları konuşmaya,  jet motoru üretildiğinden bahsediyorsunuz. 

Jet motoru üretenler, bin kilometre menzili uçak motor da üretirlerse ellerini öperim diyorsunuz.  Sayın siyasetçi, AK partisi döneminde yapılan maddi ve manevi hizmetleri göremeyecek kadar kör olamazsınız. Tarımdan, enerjiye,  ulaşımdan, milli savunmaya, eğitimden kültür alanlarında yapılan hizmetleri neden görmek istemiyorsunuz? “ Tuz gölüne düşen tuz olur, Körle yatan şaşı kalkar.”  özünüze dönmedikçe, körlerle birlikte hareket ettiğiniz surece, olaylara şaşı bakacağınızdan dolayı, doğru eli değil, eğri eli öpmekten kurtulamayacaksınız. 

Cumhur ittifakına karşı, millet ittifakını,  Sayın Erdoğan’a karşı Kemal Kılıçdaroğlu nu tercih eden, dünün milli görüşçüsü ve görüşçüleri nefsi ve hırsı duruşlarını bir kenara koyarak, kendilerini sorgulamalıdırlar. Nefislerinden bağımsız akıllarıyla ve hür vicdanlarıyla düşünerek,  nerde yanlış yaptıklarını hangi yerde durduklarını görerek, Sayın Erdoğan’ karşı yaptıkları yanlış muhalefetin doğru olmadığını idrak ederek, milli ve yerli düşüncelerine geri dönerek, ülkenin hayrına olan işlere motor, şerrine olan işlere fren olmak suretiyle, milletin gönlünü kazanacaklarına inanıyorum.

Alaettin KÖKSAL

- Özgür Kocaeli Gazetesi, Alaettin KÖKSAL tarafından kaleme alındı
https://www.ozgurkocaeli.com.tr/makale/7689954/alaettin-koksal/musluman-secilmis-insandir